Blog

Değişen Dünyada Değişmeyen Ebeveynlik


Çocuklarımızın başarılı olması için elimizden geleni yapıyoruz. Bütçenin yettiği okullara göndermek, özel dersler, elimizden gelen imkanların en iyilerini önlerine sunuyoruz. Başarı kriterimiz sınav notlarının yüksekliği, testlerde çıkardıkları netler, bizim uygun gördüğümüz meslekleri hedeflemelerini, o bölümler için çok çalışmalarını istiyoruz. Yeni mesleklere çok hakim değiliz ve tam anlamadığımız şeyle bizleri korkutuyor çünkü. Kafamızda onlar için harika gelecek planlamaları var. Bizim uygun gördüğümüz meslekleri seçerlerse iyi bir hayat yaşayacaklarını, mutlu ve başarılı olacaklarını düşünüyoruz. Bizim hedefimizi gerçekleştirdiklerinde başarılılar, gururla eşe dosta anlatıyoruz. Sonra iş bulma aşamasında karşılaştıkları zorlukları, yeterli çabayı göstermemişler gibi hafife almaya başlıyoruz, onları yeterli ve değerli görmediğimiz hissini geçiriyoruz çocuklarımıza. Bizim istediğimiz işe girdi diyelim. Yerinde sayar ve yükselmezse alkışlarımızı kesiyor, yatırımımızın karşılığı maaş alamadığında, ‘ben senin yaşlarındayken ‘ diye kendi başarı hikayemizi anlatmaya başlıyoruz. Geçimine ya da hayat beklentilerine uygun olmayan kazancı için başarısızlık hikayesi yazıyor, iş değiştirmesine tutunamamak olarak bakıyor, ne yaptığıyla ilgili hiçbir fikrimiz olmayan işi hakkında akıl vermeye devam ediyoruz. Baby boomer ve x kuşağının bitmek bilmeyen kendi hikayelerinin ve başarı algılarının kurbanı oluyor sonraki kuşaklar, farkında bile olmadan eylemlerimize devam ediyoruz.

Her bireyin kendini keşif sürecine, kendi yetenek ve becerilerini ortaya çıkarmaya ihtiyacı var; görmezden geliyoruz.

Kalemi eline alıp kağıda yazılan metinler ve iki haftada giden mektup zamanları çoktan geçmiş, telefonun bağlanması için başında beş saat beklemiyorsun, arabanın motoru ısınsın diye marşa basıp içinde titreyerek oturmuyorsun artık, başka bir şehirde iş başvurusu yapmak için on beş saat otobüs yolculuğu yapmana gerek yok. Bu kuşakların en büyük ikilemi, teknoloji ve dünyanın onların hayat süreci içinde inanılmaz bir hızda değişime uğraması, uyumlandıklarına kendilerini ikna ederek, kafa yapılarını değiştiremediklerinin farkında olmamaları. Uyumlanma keşke sadece mail atabilmek, telefonla görüntülü konuşabilmek kadar kolay olsa. Bunlara uyumlanırken yeni neslin doğduğu farklı dünyayı ve bambaşka kuralları anlamak öyle kolay olmuyor onlar için. Bilgiye bu kadar kolay ulaşmanın onların bakış açılarını, hayattaki istek ve beklentilerini ve vizyonlarını görebilme ve anlayabilme şansı eksik kalıyor bazen baby bommer ve x’lerde . Bu kuşakların hayat görüşü ve beklentileri birbirine yakınken, bir anda çok hızlı dönüşüme giren dünya, çok farklı ve her an değişen kriterler getirdi ve getirmeye devam ediyor. Bu kuşakların, çocuklarına direttiği mesleklerin bir çoğu belki de yakın gelecekte olmayacak. Teste gömülmek ve girilecek güvenli sabit işle emekli olma hayalleri yeni kuşağın başarı kriteri nasıl olsun ki?

Ebeveynler olarak kendi başarı ve mutluluk tanımımızı çocuklarımızın omuzlarına bir ağırlık olarak yüklemekten ne zaman vazgeçeceğiz? Kendi yeterliliklerimiz ve/veya yapamadıklarımız üzerinden çocuklarımızı yönlendirerek, kendi doğrularımız üzerinden onların hayal ve hedeflerine ket vurma hallerimizi değiştirme zamanı gelmedi mi? Başarı sadece sınavlarda alınan notlar, testlerde çıkarılan netler, iyi kötü maaşla çalışılıp emekli olmaksa, bunu sonsuz ısrarla bu kriterleri dayatan ebeveynlerin hepsinin çok mutlu, başarı tatminli olması gerekmez miydi? Bu kadar mutsuz insan neden var o zaman?

Bırakın başarı ve mutluluk tanımlarını çocuklarınız kendileri yapsın, hayat yollarını kendi içsel farkındalıklarına erişerek bulsunlar. Tıpkı siz ebeveynler gibi onların da sadece bir hayatı var ve onların yeni dünyaya hakimiyeti, bakış açıları bizlerin hayallerinin ötesinde bir vizyonda. Şimdi kendi başarı hikayelerimiz üzerinden onlara ders verme zamanı değil, şimdi onlar kendi başarı hikayelerini yazarken yanlarında olma ve mutluluklarını paylaşma zamanı.