Blog

Koşullu Sevgiyle Aldatılan Kendimiz


Romantik ilişkide tarafların sevgi dilinin farklılığı anlaşmaya engel değildir. Mühim olan ilişkiyi sağlıklı bir zemine oturtup, ilişkinin sorumluluğunu almaya iki taraf da gönüllü mü, bunda anlaşmaya varmaktır. Partnerin sevgi dilini anlamak, bu dilde sevgiyi gösterme yolunu seçmek, diğer tarafın sevildiği ve değerli hissettiği bir ortam yaratacaktır. Hayatta hiçbir şey tek taraflı değildir. Bazılarına partnerin sevgi dilini öğrenmek çok kolay gelebilir, gözlemi kuvvetlidir, ilişkiye adanmışlığı vardır çünkü.

Sevgi dili görülmeyen kişilerin ise, sevgi görme ihtiyacı beslenmedikçe, kişiyi sürekli verme durumuna getirebilir. Diğer kişi sevgiyi almaya odaklı ve kendi sevgi dilinde konuştukça ilişkiye yatırım yaptığına emin olabilir. Ancak almaya odaklı, anlamaya ve gözlemeye ihtiyaç duymayarak yaptıklarını yeterli görme eğilimindeyse; tarafların konuşmadığı, arkadaşlıklarını pekiştirmediği ve iki tarafında yeterli özeni aynı ölçüde göstermediği sonucunu çıkarabiliriz.

Sürekli veren ve anlayan tarafın, sağlıklı diyalog ve anlaşma yollarının tıkalı olduğunun farkına varması, hayal kırıklığına giden yolun başlangıcıdır. Verdikçe sevildiğine, fedakarlık yaptıkça sevileceğine inanma meyilinde olan taraf, çocukluğunda da bu koşullu sevgiyi deneyimlemiştir muhtemelen. Karşı tarafı iyi gözlemler, ihtiyaçları bilir, görür ve anında elindekini vermeye ve mutlu etmeye hazırdır. Bir gün anlaşılacağına dair umudu vardır. Hep öyle olmuştur, hep sevgiyi beklemiştir. Maddi ihtiyaçların karşılanması, kendi sevgi dilinin dışında konuşulması; sevildiğiyle ilgili şüpheye düşmesine sebep olur. Alamadığı sevgi , duygu açlığı içini kazır.Ya bu koşullu sevgiye razı gelecek , yani verdikçe sevilecek umuduyla hep karşısındakinin gözlerinin içine bakacak yada ne yaparsa yapsın sevilmeyeceği karamsarlığına kapılacaktır.Bu döngüleri kırmak ve çiftlerin birbirlerini anlamak için çaba sarfetmeleri, ilişkiye emek verme isteğiyle doğru orantılıdır.İletişimi doğru kurmak,doğru çatışma ve anlaşabilme, ilişkiyi farklı bir boyuta taşıyacaktır.Çiftler bunu anladıklarında da bazen konuşmaya çekinebilirler.Halihazırdaki çok sıkıntılı konfor alanına alışmış,böyle gelmiş böyle gider kabullenişine girmiş olabilirler.Bir karabasan içinde konuşup,sesinin çıkmaması gibi ,sözleri ortaya dökmekten çekinebilirler.Çiftlere yapılan koçluk oturumları , bu durumları kolaylaştırarak konuşma ortamı sağlar.Bu oturumlarda konuşmaya başlamak,doğru sevgi dillerini bulmak için adımlar atmak için rahat ,güvenli bir ortam sağkanmaktadır.Yanlarında objektif bir kişinin olması diyaloğa başlamak için motivasyon olur.Yeter ki iki kişi de ilişkilerini kurtarmaya istekli olsun.

Burçin Kızak