Blog

Her İlişkimizde Aynı 'Biz Miyiz?'


Hayat ilişkiler bütünü. Düşündüğümüz zaman kurduğumuz hiçbir ilişkilerin ve gösterdiğimiz tavırların farkı yok aslında. Yer, zaman ve kişi farkını gözeterek, her kurduğumuz ilişkideki dinamiği farklı algılama gibi bir yanılsamadayız sadece. Misal bir kişiyi ele alalım, arkadaş ilişkilerinde hep alttan alan ve verici taraf. Her zaman uyumlu, yardım istendiğinde koşarak giden, ancak beklentilerinin de kendisinin anladığı gibi anlaşılmasını bekleyen ve herkes gibi de dile getiremeyen biri. Kırmaktan çekinen, söz söylenince kırgınlık olmasın diye alttan alan o kişi. İçten içe, dost dediklerinin zor zamanlarında daha önemli işler icat ederek el uzatmadığı o insan.

Aynı kişiden gidelim.. İşyerinde her işe koşan, herkesin derdini anlayarak yardımcı olan, işbirliği, takım ve insanca yaklaşımı benimseyen; ancak tıpkı arkadaş çevresi gibi yaptıkça daha çok görev verilen ve takdir görmek yerine sorumluluk balonuna dönüşen kişi.

Yine aynı kişiyi özel ilişkisi üzerinde izleyelim. Mutlu edebilmek için her türlü fedakarlığı yapan, önce karşısındakini düşünerek, beklentileri hissedip hep çabalayan, ancak bunlar da görev haline geldiği için asla ihtiyaçları görülüp önemsenmeyen.

Aile tarafından gözleyelim aynı kişiyi bir de. Yine sorumluluk abidesi, ne yaptıkları görünen ne de başarıları takdir edilen. Sevilmek için her türlü sevgi dilini kullanan ama bir türlü yaranamayan.

Bu, ilişki ayırt etmeksizin aynı kişiye farklı ortamlarında bakış, bazılarınıza çok tanıdık gelmedi mi? Sorumluluk hissi ve koşuşturmalar içinde yaptıklarıyla görünmez, yetişemedikleriyle yargılanan siz misiniz? Sesiniz çıkmadıkça duyan gören yok mu sizi? Kaçınız bunu hala devam ettiriyor ve bir gün kendine de dönüleceğini bekliyor? Bu rutini kırmak, devam ettirmekten daha mı zor geliyor? Bir kere bile insanlara ‘hayır’demek , size cephe alınacak yada bu konforsuz ‘konfor alanınızı’ bozacak ve yeni kaoslara hazır değilsiniz gibi mi hissediyorsunuz? Neden bu size zarar veren durumlardan kendinizi çıkarmak bile size lüks gelmekte? Kendiniz için yapacağınız bu iyiliği çoktan hak etmediniz mi? Hem ‘yeni kaos’ diye önyargıyla endişelendiğiniz yeni geleceğiniz neden illa kaos olmalı? Şu anki kaos alışkanlığınız mı bu umutsuzluğu yaratıyor ve daha iyisi olamaz diye yerinizde saymanızı sağlayıp, ilerlemenizi ve yeni bir hayata başlamanızı engelliyor?

Tüm bu soruları kendinize sorup, cevaplarını bir kağıda yazarak, yüksek sesle okuyun bakalım. Hangi ilişkinizi istediğiniz raya oturtursanız, diğerlerindeki ‘siz’ de değişecek ve bu ilişkiler bütünündeki yeni siz, nasıl biri olacak? Mutluluğun sadece vermek ve beklemek değil, dengede kalmak ve ancak siz istediğiniz kadar başkalarının hayatlarında var olmak, sizi hak etmeyip, değer vermeyenlerden uzaklaşmak olduğunu anlayacaksınız; ister iş, ister aile, ister partneriniz olsun size iyi gelmeyenler sizden uzak olsun, çünkü sizden de sadece bir tane var,ve o biricik olan siz, güzellikleri, sevgiyi,şefkati, ilgilenilmeyi, onaylanmayı ve takdiri hak ediyor.