Blog

Birey İyileşirse, Toplum İyileşir


Hayatta travmasız birey yok. Çoğu kişinin acı bir anısı olarak zaman zaman nükseden bir geçmiş olayını, bir tetiklenme sonucu hatırladığına dair bir bilgi verisi de yok fikrinde..

Toplumca şükür kısmımızı fazlaca geliştirip, başkalarının büyük dertlerine bakıp, kendi derdimizi küçümseme ve travma başlığı altına girecek bir kategoriye sokmaktan imtina etmesi de bu sebepten. Oysa herkesin olayı kendini bağlar. Kendi yaşam biçimi, hayattaki sırtlayabilme becerisi kişiden kişiye değişir. Başkasının olayı yanında kendimizinkine paye vermeyip şükürle geçiştirdiğimiz nice aklımızı oynattıracak yaşantı ve onları tekrarlattıran ortamlar vardır da, travmatize olmuş parçalarımızla yola devam etmeyi güç sayarız.

İyileşmek için önce iyice dağılmak gerekir. İçten içe biliriz de, öylece dağılmayı da göze alamayız. Kendimizi güçsüz göstermek de o travmaya dokunur, öylece susar güçlüyü oynarız.

Zayıf taraflarımızla biz yüzleşemezken ; görülmesini kaldıramayız. Bir yerde bir davranış, bakış, tavır içimizi dağlar, travmanın duygusuna giriveririz farkında olmadan. Biz o hisleri yaşarken söylediğimiz , söyleyemediğimiz ve tüm hissettiklerimizle susarız da , karşımızdakinin çıkardığı anlam ve suçlamalara , önyargı ve eleştirilere karşı zaten şokta olan benliğimizle kısa bir cevap dahi veremeyiz. Mevzu derindir, çok da açık etmek istemeyiz. Zira nereden başlayacağımızı, nasıl anlatacağımızı, neyi nereden bağladığımızı anlatmaya çalışmak, ne o anki yorgun zihnin kaldırabileceği, ne de savaşma gücünü kendimizde bulabileceğimize inanmamızdandır.

‘’peki’’ deriz, ‘’öyle anla’’…

Oysa bir vazgeçişe daha hazır değildir ne zihin ne de beden. Düşünce girdabında boğulurken sadece bir elin uzanmasıdır, çekerek sarılmasıdır yüreğin istediği. Yeniden yaralanma korkusu, hayatta kalma zırhını kuşanmayı gerektirir o anda. Öfke, agresyon ; elini tutup çıkarmayana yönelir. Çaresizlik ve kaygı tepkilerin yüksek verilmesine sebep olur..Bazen de kimseye bağlanmamak , bu öfke patlamalarına maruz kalmamanın alternatif yolu olarak kişinin hayatında vuku bulur. Bağımsızlık savunma mekanizması olarak gelişir.

Çaresizlik, kaygı, utanç, suçluluk gibi duygulara zemin hazırlayan travmalarla yüzleşilmedikçe, ilişki kurmak zor, ilişkileri sürdürmek imkansız hale gelir. Kendi iyileşme yoluna girmeyen, ömrünü ya başka bir el bekleyerek yada küçük mutlulukları yaşayabileceği ilişkilere bile küserek geçirir.

Travmaların karşılıklı aktarımı bireyleri zorlayarak ilişkileri kopma noktasına getirir.Birey iyileşirse, toplum iyileşir.

Anlaşılacağınız ve anlayacağınız, birlikte yol alma konusunda cesaretle birbirinize sarılacağınız insanlar çıksın karşınıza.